Yazı Detayı
13 Mayıs 2019 - Pazartesi 11:09 Bu yazı 567 kez okundu
 
MAĞARADAN UZAY'A
Bahadır Güçlü
buyuktire
 
 

M.Ö 600.000’den M.S 2019’a seyreden insanoğlunun dünü ve bugününü anlamak için bazı önemli konular hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. İnsan, Yontma Taş devrinden bugüne daimî bir terakkî içerisinde olmuştur. Taş yontmadan uzaya bir yolculuğun tarihi söz konusudur. İlk başlarda taşlar ile kesici aletler yapan insanoğlu avcı-toplayıcı hayatını sürdürmeye çalışmıştır. Temel derdi “beslenebilmek” ve “hayatta kalmaktır”. Bu iki derdi çözmek için taşlara şekiller vermiş, mağaralara sığınmıştır. İlerleyen süreçte ateşi keşfetmiş bu da ısınmaya, aydınlanmaya ve pişirmeye olanak sağlamıştır. Bu ilk gelişmeler hiç kuşkusuz yalnızca hayat mücadelesinin ortaya çıkardığı gelişmelerdir.

 

Peki, mağaraya resim çizen, taşla veya daha kesici aletlerle avını yakalayıp beslenmeye çalışan bu ilkçağ insanı nasıl oldu da uzaya çıkacak gelişmeler yaşadı? Bu sorunun en basit cevabı keşiftir. Tüm ilkçağ keşiflerini gölgede bırakacak olan “aklın” keşfi. Aklın keşfi demek, dünyayı tanıma isteği, yorumlama kabiliyetidir. Hemen hatırlatmalıyız ki dünyayı anlamaya çalışan insanoğlu tam bu safhada “toprağı ekmeye” başlamıştır. Toprak; insanoğluna sadece ekimi ve besin kaynağını değil uygarlık kapısını da aralamıştır. Ne demektir bu uygarlığın kapısı? Toprağı ekmek için artık göçebelikten, yerleşik bir hayata geçiş süreci başlamıştır. Bu yerleşiklik mağaradan çıkıp evlerin oluşmasına imkân vermiştir. Toprak, yaşam tarzına dönüştükçe toprağa aidiyet başlamış, bir arada yaşama zorunluğu ise hiç şüphesiz ikinci keşif “devlet” kavramını doğurmuştur. Buna binaen en tabi şekilde de “ticaret” ortaya çıkacaktır. Devlet; milletlerini yaratmış, milletler ise bakir ve verimli toprakların fethi için “imparatorlukları” yaratmıştır. Bu gelişmeler Ortaçağı bile içine alacak bir biçimde devam etmiştir. Ortaçağı temellendiren en büyük amil ise insanoğlunun ilkçağda anlamaya çalıştığı dünyayı, onlara anlatan “din” anlayışıdır. Dinin insanoğluna yaptığı etki, keşfettiği aklın tutulmasıdır. Bu dinî çağlardan insanoğlu yine “İkinci kez aklın keşfi” ve “ticaret” aracılığıyla çıkacaktır. Bu terakkî fikriyatı teknik bilgiyi, beraberinde de sanayileşmeyi getirecektir. Bilim ve bilimsel dönüşümler aklın önünü açacaktır. Bugün ise uzaya çıkan insanoğlu durdurakbilmeden yeni gezegenler, yaşanabilir atmosferler peşindedir. Peki, bu yaşanan tüm keşiflerin ortak yanlarını saptayabildik mi? Saptayamadıysak ifade edelim; “bilme isteği” ve “meraktır”. Peki nasıl bilebiliriz? Bilginin doğruluğu nedir? Bu soruların cevapları, bugünün bilimine nasıl şekil verdi? İşte bunlara gerçek bir cevabınız varsa çağın insanı olabilmişsiniz demektir. Eğer sadece beslenme- barınma ihtiyaçları için yaşıyorsanız ilkçağdan; dünyayı anlamada dinî hikâyelerden faydalanıyorsanız Ortaçağ’dan çıkamamışsınız demektir. Gelecek ise sadece bilim ve bilimsel düşünce ile kurulabilir. Bu siz isteseniz de istemeseniz de bu yöntemle gerçekleşecektir.  

 
Etiketler: MAĞARADAN, UZAY'A,
Yorumlar
Haber Yazılımı