meritking giriş kingroyal giriş

Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sadık Medin
Köşe Yazarı
Sadık Medin
 

AYDIN AYDIN

Aradan yıllar geçse de bir türlü unutamadığımız anılarımız vardır. Siz arkadaşlarınıza, eşinize, dostlarınıza anlattıkça spatulayla kazımaya kalksanız dahi aklınızdan hiç çıkmaz.   ​Birkaç defa okey oynadığım Cumhur isimli arkadaşımın ara sıra okey dışarı yapınca masadan ayağa kalkıp "okey dışarı" demesiyle bu söz aramızda parola hâline gelmişti.Bu arkadaşla yolda, kahvede her karşı karşıya gelişimizde, O bana, ben de ona "okey dışarı" demeye başlamıştık.   Tanışmamızdan önceki yılların birinde İzmir'in düşmandan kurtuluşunu kutladığı bir dokuz eylül gününe gidelim.   ​Cumhur, Karabağlar - Çamlık ile Konak arasında çalışan otobüslerden birinin şoförüdür. İşyerleri ve evler bayraklarla donatılmış, şoförlüğünü yaptığı otobüsün içi dışı Türk bayraklarıyla süslenmiştir.   Karabağlar son durakta otobüsün yarısı yolcularla dolmuştur. Paşaköprüsü' nden geçilmiş Asmalı Kahve durağına gelinmiştir.   ​Cumhur durakta bekleyen üç kişiyi almış, dördüncü müşteri de soluk soluğa ön kapıya yanaşmıştır.   ​Cumhur'un ön kapıdan aldığı bu dördüncü yolcu dikkatini çeker. ​Uzun boylu, buğday tenli, sekiz köşeli kasketi olan, körüklü çizmesiyle otobüse binen vatandaş, cepkene benzeyen siyah yeleğiyle, pala bıyığıyla adeta bir Ege efesidir. Bir tek hangi efenin kızanı olduğu bilinmemektedir.   ​O zamanlarda otobüse girişte şoförden bilet alınırdı. Altmışlı yılların ilk yarısında ise arka kapıdan girilir ve biletçiyle yüzyüze gelinirdi. Koltuğuna kurulu biletçinin kendine has bir statüsü vardı.Yolcuları radar gibi izlerdi. Biletçiden bilet alınınca yolcunun yolculuğu başlardı. ............................... ​Lise yıllarımda iki ironik olaya tanık olmuştum. Asmalı Kahve durağından otobüse bindim. İstikamet Çankaya durağı. O gün hava bulutlu ve yağmur yağdı-yağacak bir durum var.   Koridorda önlere doğru altmışlı yaşlarda, koltuğuna kıstırdığı bir şemsiyeyle ilerleyen bir kadın, İlerlemek isterken, sağındaki solundaki yolculardan izin istiyor, ara sıra da şemsiyesinin ucu sağa sola tosluyordu.   Bu arada , biletçi koridorda ilerleyen yolculara habire bağırıp çağırıyordu;   — İlerleyelim beyler, ilerleyelim hanımefendiler. Lütfen ilerleyelim, diyordu.   ​Biletçi, koltuğundaki şemsiyesiyle ona buna tosan kadını bir ara fark etti ve seslendi:   — Hanım abla! Hz. Ali'nin kılıcı gibi tutma şemsiyeyi!, diye seslendi. Otobüs yolcuları gülmemek için kendilerini zor tuttular.   ​Yine bir başka gün. Başka bir sahneye şahit olduk. Bu defa koridorun tam ortasında gençliğinin son yıllarına rağmen hâlâ güzelliğini muhafaza eden bir kadın öne doğru bir türlü ilerlemiyordu.   Bu sahneyi gören biletçi herkesin duyabileceği bir ses tonuyla seslendi:   — Hanımefendi, lütfen ilerleyin. Siz yürüyün. Bakın arkanızdan nasıl gelecekler.   ​Bu sözler şoförü ve yolcuları güldürmüş, gülmek için bahane arayan bir kaç kişiye de kahkahalar attırmıştı. Kadıncağız bir kaç adım atmış utancından nasıl davranacağını bilememişti. .............................. Gelelim tarihi bir film sahnesinin efe karakterli oyuncusuna benzeyen yolcusuna ve bizim muzip arkadaşımız Cumhur'un yaptığı şakaya.   Cumhur sonradan aldığı yolcuyu süzerek adeta fotoğrafını çekti ve:   - Efem nerelisin? - Aydınlıyım. Nereden bildin efeler diyarından geldiğimi? - - Anlamaz mıyım, bilmez miyim efem... Bugün dokuz Eylül, İzmir'in kurtuluşu. Efelere bedava. Bilet yok bugün. "Aydın Aydın" deyip bindin mi otobüs sana bedava. - Bu söz üzerine yolcu koridorda ilerledi, boş bulduğu bir koltuğa gururla ilişti. Konak'ta indi. Cumhur'a teşekkür etti, el salladı. "Aydın Aydın" demeyi ihmal etmedi. Yolcu Kemeraltı Caddesi'nde ilerleyip kestane pazarından alacaklarını aldı. Elindeki dolu dolu poşetlerle zaman geçirmeden Konak'a gelip Karabağlar–Çamlık 28 otobüsüne " Aydın Aydın" diyerek bindi.   Şoför bu yeni Yolcunun yüzünü ve kıyafetini inceledi. Bayram törenlerinin birinde görevlendirildiğini düşündü. "Böyle bir bayram gününde soru sorupta, yolcuyla papaz olmayayım" düşüncesiyle, " Geç geç" diyebildi.   Otobüs tıka basa yolcuyla dolmuş ve hareket saati gelmişti.   Otobüs Varyant'ta. tırmandı Eşrefpaşa, Yağhaneler derken Asmalı Kahve durağına vardı.   “Aydın Aydın” diyen adam arka kapıdan indi ve elindeki poşetlerle akrabalarına ait tek katlı eve geldi.   Başından geçenleri aile fertlerine bir bir anlattı. Öğle yemeği vaktiydi. Yemekler yenildi, çaylar içildi. Kardeşi, yengesi ve üç yeğeni, biri kız ikisi oğlan hep birlikte otobüsle Konak semtine gitmeye karar verdiler.   Durağa geldiklerinde 28 numaralı Çamlık otobüsü henüz gelmemişti, beklemeye başladılar. Hikâyemizin kahramanı, kardeşine ve çocuklarına sıkı sıkı tembih ediyordu:   — Otobüse adım atar atmaz “Aydın Aydın” diyeceksiniz. Şoför illa bilet alacaksınız derse, “Biz Efeyiz, Aydın Efesiyiz. Bugün İzmir'in kurtu luş günü diyeceksiniz.” Tamam mı?...Büyükler bu uyarı karşısında evet anlamında başlarını salladılar, çocuklar da " Evet evet evet" diyerek bağırdılar.   Nihayet Karabağlar - Çamlık 28 otobüsü Asmalıkahve durağına geldi. Hikayemizin kahramanı, şoföre selam vererek, " Aydın Aydın" diyerek otobüse daldı. Önden küçükler coşkuyla, büyük bir sevinçle " Aydın Aydın " deyip boş koltuklara iliştiler. Büyükler de neşeli bir vaziyette aynı parola ile otobüse girip koltuklara kuruldular. Şoför yeni gelen yolcuların bu tavırlarına bir anlam veremedi. Şaşkınlığı geçer geçmez başını geriye çevirip seslendi. - Beyler, hanımlar. Bu otobüs suyla çalışmıyor. Lütfen bilet alalım. Hadi bu defalık çocuklardan almayalım. - - - Şoför bey. Bizden de almayın. İzmir'in kurtuluşunda Efeler canla başla savaştı. Hem ben Konağ'a giderken , Karabağlar'a gelirken biletsiz gidip geldim. - - - Olmaz öyle şey iki şoför de size şaka yapmış. İlk şoför nasıl biriydi? Adını söyledi mi? - - Bize söylemedi ama, Konak'ta inince başka bir şoför ona, "Cumhur nerde kaldın", dedi. - Bu söz üzerine şoför, Cumhur'un şaka yaptığını anladı. "Biletleri sonra keseriz" deyip tartışmayı sonlandırdı.   Konak son durağa gelindiğinde Yolcular gidecekleri yerlere dağıldıktan sonra şoför yere ayak basar basmaz, iki çift laf etmek için Cumhur'u aramaya başladı.   Cumhur, Hareket Dairesi merkez binasının bir köşesinden kıs kıs gülerek şoförü izliyordu.   Mehmet Sadık Medin
Ekleme Tarihi: 27 Temmuz 2026 -Pazartesi

AYDIN AYDIN

Aradan yıllar geçse de bir türlü unutamadığımız anılarımız vardır. Siz arkadaşlarınıza, eşinize, dostlarınıza anlattıkça spatulayla kazımaya kalksanız dahi aklınızdan hiç çıkmaz.

 
​Birkaç defa okey oynadığım Cumhur isimli arkadaşımın ara sıra
okey dışarı yapınca masadan ayağa kalkıp "okey dışarı" demesiyle bu söz aramızda parola hâline gelmişti.Bu arkadaşla yolda, kahvede her karşı karşıya gelişimizde, O bana, ben de ona "okey dışarı" demeye başlamıştık.
 
Tanışmamızdan önceki yılların birinde İzmir'in düşmandan kurtuluşunu kutladığı bir dokuz eylül gününe gidelim.
 
​Cumhur, Karabağlar - Çamlık ile Konak arasında çalışan otobüslerden birinin şoförüdür. İşyerleri ve evler bayraklarla donatılmış, şoförlüğünü yaptığı otobüsün içi dışı Türk bayraklarıyla süslenmiştir.
 
Karabağlar son durakta otobüsün yarısı yolcularla dolmuştur. Paşaköprüsü' nden geçilmiş Asmalı Kahve durağına gelinmiştir.
 
​Cumhur durakta bekleyen üç kişiyi almış, dördüncü müşteri de soluk soluğa ön kapıya yanaşmıştır.
 
​Cumhur'un ön kapıdan aldığı bu dördüncü yolcu dikkatini çeker.
​Uzun boylu, buğday tenli, sekiz köşeli kasketi olan, körüklü çizmesiyle otobüse binen vatandaş, cepkene benzeyen siyah yeleğiyle, pala bıyığıyla adeta bir Ege efesidir. Bir tek hangi efenin kızanı olduğu bilinmemektedir.
 
​O zamanlarda otobüse girişte şoförden bilet alınırdı. Altmışlı yılların ilk yarısında ise arka kapıdan girilir ve biletçiyle yüzyüze gelinirdi. Koltuğuna kurulu biletçinin kendine has bir statüsü vardı.Yolcuları radar gibi izlerdi. Biletçiden bilet alınınca yolcunun yolculuğu başlardı.
...............................
​Lise yıllarımda iki ironik olaya tanık olmuştum. Asmalı Kahve durağından otobüse bindim. İstikamet Çankaya durağı. O gün hava bulutlu ve yağmur yağdı-yağacak bir durum var.
 
Koridorda önlere doğru altmışlı yaşlarda, koltuğuna kıstırdığı bir şemsiyeyle ilerleyen bir kadın, İlerlemek isterken, sağındaki solundaki yolculardan izin istiyor, ara sıra da şemsiyesinin ucu sağa sola tosluyordu.
 
Bu arada , biletçi koridorda ilerleyen yolculara habire bağırıp çağırıyordu;
 
— İlerleyelim beyler, ilerleyelim hanımefendiler. Lütfen ilerleyelim, diyordu.
 
​Biletçi, koltuğundaki şemsiyesiyle ona buna tosan kadını bir ara fark etti ve seslendi:
 
— Hanım abla! Hz. Ali'nin kılıcı gibi tutma şemsiyeyi!, diye seslendi. Otobüs yolcuları gülmemek için kendilerini zor tuttular.
 
​Yine bir başka gün. Başka bir sahneye şahit olduk. Bu defa koridorun tam ortasında gençliğinin son yıllarına rağmen hâlâ güzelliğini muhafaza eden bir kadın öne doğru bir türlü ilerlemiyordu.
 
Bu sahneyi gören biletçi herkesin duyabileceği bir ses tonuyla seslendi:
 
— Hanımefendi, lütfen ilerleyin. Siz yürüyün. Bakın arkanızdan nasıl gelecekler.
 
​Bu sözler şoförü ve yolcuları güldürmüş, gülmek için bahane arayan bir kaç kişiye de kahkahalar attırmıştı. Kadıncağız bir kaç adım atmış utancından nasıl davranacağını bilememişti.
..............................
Gelelim tarihi bir film sahnesinin efe karakterli oyuncusuna benzeyen yolcusuna ve bizim muzip arkadaşımız Cumhur'un yaptığı şakaya.
 
Cumhur sonradan aldığı yolcuyu süzerek adeta fotoğrafını çekti ve:
 
- Efem nerelisin?
- Aydınlıyım. Nereden bildin efeler diyarından geldiğimi?
-
- Anlamaz mıyım, bilmez miyim efem... Bugün dokuz Eylül, İzmir'in kurtuluşu. Efelere bedava. Bilet yok bugün. "Aydın Aydın" deyip bindin mi otobüs sana bedava.
-
Bu söz üzerine yolcu koridorda ilerledi, boş bulduğu bir koltuğa gururla ilişti.
Konak'ta indi. Cumhur'a teşekkür etti, el salladı. "Aydın Aydın" demeyi ihmal etmedi.
Yolcu Kemeraltı Caddesi'nde ilerleyip kestane pazarından alacaklarını aldı. Elindeki dolu dolu poşetlerle zaman geçirmeden Konak'a gelip Karabağlar–Çamlık 28 otobüsüne " Aydın Aydın" diyerek bindi.
 
Şoför bu yeni Yolcunun yüzünü ve kıyafetini inceledi. Bayram törenlerinin birinde görevlendirildiğini düşündü. "Böyle bir bayram gününde soru sorupta, yolcuyla papaz olmayayım" düşüncesiyle, " Geç geç" diyebildi.
 
Otobüs tıka basa yolcuyla dolmuş ve hareket saati gelmişti.
 
Otobüs Varyant'ta. tırmandı Eşrefpaşa, Yağhaneler derken Asmalı Kahve durağına vardı.
 
“Aydın Aydın” diyen adam arka kapıdan indi ve elindeki poşetlerle akrabalarına ait tek katlı eve geldi.
 
Başından geçenleri aile fertlerine bir bir anlattı. Öğle yemeği vaktiydi. Yemekler yenildi, çaylar içildi.
Kardeşi, yengesi ve üç yeğeni, biri kız ikisi oğlan hep birlikte otobüsle Konak semtine gitmeye karar verdiler.
 
Durağa geldiklerinde 28 numaralı Çamlık otobüsü henüz gelmemişti, beklemeye başladılar. Hikâyemizin kahramanı, kardeşine ve çocuklarına sıkı sıkı tembih ediyordu:
 
— Otobüse adım atar atmaz “Aydın Aydın” diyeceksiniz. Şoför illa bilet alacaksınız derse, “Biz Efeyiz, Aydın Efesiyiz. Bugün İzmir'in kurtu luş günü diyeceksiniz.” Tamam
mı?...Büyükler bu uyarı karşısında evet anlamında başlarını salladılar, çocuklar da " Evet evet evet" diyerek bağırdılar.
 
Nihayet Karabağlar - Çamlık 28 otobüsü Asmalıkahve durağına geldi. Hikayemizin kahramanı, şoföre selam vererek, " Aydın Aydın" diyerek otobüse daldı. Önden küçükler coşkuyla, büyük bir sevinçle " Aydın Aydın " deyip boş koltuklara iliştiler. Büyükler de neşeli bir vaziyette aynı parola ile otobüse girip koltuklara kuruldular.
Şoför yeni gelen yolcuların bu tavırlarına bir anlam veremedi. Şaşkınlığı geçer geçmez başını geriye çevirip seslendi.
- Beyler, hanımlar. Bu otobüs suyla çalışmıyor. Lütfen bilet alalım. Hadi bu defalık çocuklardan almayalım.
-
- - Şoför bey. Bizden de almayın. İzmir'in kurtuluşunda Efeler canla başla savaştı. Hem ben Konağ'a giderken , Karabağlar'a gelirken biletsiz gidip geldim.
-
- - Olmaz öyle şey iki şoför de size şaka yapmış. İlk şoför nasıl biriydi? Adını söyledi mi?
- - Bize söylemedi ama, Konak'ta inince başka bir şoför ona, "Cumhur nerde kaldın", dedi.
-
Bu söz üzerine şoför, Cumhur'un şaka yaptığını anladı. "Biletleri sonra keseriz" deyip tartışmayı sonlandırdı.
 
Konak son durağa gelindiğinde
Yolcular gidecekleri yerlere dağıldıktan sonra şoför yere ayak basar basmaz, iki çift laf etmek için Cumhur'u aramaya başladı.
 
Cumhur, Hareket Dairesi merkez binasının bir köşesinden kıs kıs gülerek şoförü izliyordu.
 
Mehmet Sadık Medin
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve buyuktire.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.