Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sadık Medin
Köşe Yazarı
Sadık Medin
 

YAĞMUR VE FISKİYE

​İlçeye yeni atanan Kaymakamın ziyaretine gelenlerin sayıları günbegün artıyordu. ​Hoş geldine gelenler, Kaymakam Bey'in meziyetlerini, hobilerini, hoşsohbet bir adam olduğunu kahvelerde, çay ocaklarında ballandıra ballandıra, bire iki katarak anlatıyorlardı. ​Göreve başladığının birinci ayın sonunda hoş geldin ziyaretlerine gelenlerin sayıları iyice azalmıştı.  Bir mülki amir olarak resmi kurumlara ziyaret etmeyi düşündü. Yazı işleri müdürünü yanına alarak birkaç gün içerisinde bu ziyaretleri gerçekleştirdi.  Sıra sivil toplum kuruluşlarının ileri gelenleriyle tanışmaya gelmişti. Makamına gelmeleri için birer davetiye gönderdi.  Davet gününde, hoş geldiniz ziyaretine gelen vardı, gelmeyen / gelemeyenler de vardı. ​Davetliler Belediyeye ait büyükçe bir salonda bir araya geldiler. ​"Kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz" hesabı yaklaşık kırk kişi; Kaymakamın, ilçe ve ilçede yaşayanlar hakkındaki izlenimlerini yarım saat süresince dinlediler. STK başkanları söz alarak sorunlarıyla ilgili bilgilerini sundular.Yazı işleri müdürü devamlı not tuttu. Kaymakam Bey, tüm sorunlarla ilgileneceğini söyledi. ​Esnaf odaları, Esnaf ve  Sanatkârlar kefalet kooperatifi   başkanlarının yarın sabah mesai başlangıcında makama gelmeleri bildirildi. ​Ertesi sabah oda ve kooperatif başkanları, tam kadro Kaymakamlık makamında bir araya geldiler. Tanışma merasiminin ardından başkanların talebleri art arda sıralandı. Tatlı sert bir görünüm sergileyen Kaymakam Bey ciddi konuların görüşülmesinden sonra bir fıkra anlattı. Daha sonra da kimin nasıl bir hobisi olduğunu sordu. ​Başkanların kimi pul biriktirdiğinden, kimi akvaryumundaki balıklardan, kimi saksılarındaki çiçeklerden, kimi de kümesteki güvercinlerinden bahsetti. Müzik sevenler, resim çizenler, güzel türkü  ve  şarkı söyleyenler, hat ve ebru  sanatı ile uğraşanlar da söze girerek Kaymakam Bey'e kendilerini tanıtmış oldular. ​Sonbaharın son günleriydi. Yazdan kalma bir gün yaşanıyor, ilçenin sakinleri, yılların  verdiği bir alışkanlıkla Hükümet konağının bahçesindeki havuzun etrafındaki banklarda dinleniyorlardı. Havuzun  fıskiyesi yaklaşan yağmurun esintisine aldırmadan  itfaiyenin yangın hortumu gibi delicesine   fışkırıyordu. ​Hükümet Konağında geçici olarak  bulunananlar , mahkemelere, nüfus ve icra  müdürlüklerine ve  Malmüdürlüğüne gelen vatandaşlar. Hükümet Konağındaki  resmi işlemlerini bitirdikten sonra bahçedeki banklarda soluklanıyorlardı.  Merdivenlerin yanı  başındaki çay ocağından söyledikleri çayları, kahveleri veya ayranları, meşrubatları söyleyip içiyorlar kendi aralarında sohbet ediyorlardı. ​Havuzun fıskiyesi durmaksızın fışkırıyor görevini bir an olsun  aksatmıyordu. ​Öğleden sonra hava birden karardı. Kara bulutlar ilçenin üzerine adeta bir kurşun tabakası gibi  çöktü. Bir yağmur bir yağmur ortalığı adeta sel götürdü. Evlerine dönmekte olan vatandaşlar alelacele  gerisin geri  yukarı çıkıp en üst kattaki sahanlığa doluştular. Koridorlardaki banklara yerlere balık istifi yerleştiler. Yağmur devam ede dursun; Ellerinde yedek şemsiyelerle yollara dökülen bazı kişiler, Hükümet Konağına gelip, kimi  babasının,  amcasının, kimi annesinin teyzesinin, kimi de dayısının, halasının , ağabeyinin koluna girip Konağı terk ettiler. Yakınları gelmeyenler de yağmurun dinmesini beklediler. Bir okul ziyaretinden makam aracıyla dönen Kaymakam Bey'i,  makamın güvenliğini sağlayan bekçi elinde bir şemsiye ile karşıladı. Umulmadık bir zamanda yağmur gökyüzünden yere bardaktan boşanırcasına yağarken, havuzun fıskiyesinden  yukarı doğru fışkıran su, Kaymakam Bey'in dikkatini çekti. Tuhaf bir  Gülümsemeyle Bekçiye baktı. — Bu fıskiye ne zamandır açık? Bir  Allah'ın kulu gelip musluğu neden  kapatmamış. Sorumlusu kimse bul, hemen  yanıma getir. — Başüstüne Kaymakam Bey. Kaymakam , üstten yağmur yağmasına  alttan havuz suyunun fışkırmasına önce gülmüş  hemen sonrasında sinirlenmişti. Biraz düşününce, oğlu Mahir'in çok güzel resimler yaptığı, arada bir karikatürler  çizdiği aklına geldi.  Yüzünde muzip bir gülümseme belirdi. Mahir'in akşam evde çizeceği karikatürün konusu  hazırdı. Yukarıdan yağan yağmura inat aşağıdan yukarıya su  fışkırtan bir fıskiye. Hükümet konağındaki su elektrik  arızalarının  giderilmesi işleri, kalorifer kazanı için  alınacak odun ve  kömürün satın alınıp taşınmasından, Malmüdürlüğü  Memuru  Hayri Bey sorumluydu. Hayri bey, dış görevden henüz  dönmüş, fazla ıslanmadan Milli Emlak servisine yeni girmişti.  Kaymakamlığın  Bekçisi Hurşit koşa koşa gelip Kaymakam Beyin  acilen çağırdığını söyledi. Hayri Bey yağmurluğunu askıya asıp  hızlı adımlarla   Makam odasına vardı. Kapıyı tıklattı. "Gel ! " sesini duyduktan sonra içeriye girdi. Sorumlu, el pençe divan durmuş vaziyette Kaymakam'ın  ne diyeceğini, niçin çağırdığını merak etti.   – Hayri Bey, bu yağmurun altında şemsiyeli şemsiyesiz, millet oraya buraya apar topar koşarken, havuzun fıskiyesi niye açık. ?. – Kaymakam Bey, Mıstıklar  köyünden, arazi ölçümünden az önce geldik.  Biz arazideyken Nüfus Müdürlüğünün hizmetlisi Hikmet bakıyor havuza da fıskiyeye de. - Anlaşıldı anlaşıldı Hayri Bey. Bu kadar mâlûmat yeter. Nüfus Müdürü Necati Bey' e  haber ver hemen gelsinler. Sen gidebilirsin. -  - - Başüstüne sayın  Kaymakamım. -  - Az sonra Necati Bey Kaymakam'ın karşısındadır. Hizmetlinin bugün raporlu olduğunu söyler. Kaymakam Bey, Yağmurlu bir günde fıskiyenin açık kalışını ve bir Allah'ın kulunun ilgilenmemesine içerlediğini  belirtir.  -  Necati Bey, duyarlı bir vatandaşın fıskiyenin musluğunu kapattığını, mesainin bitmesine az zaman kaldığını, bitirmek üzere olduğu işinden bahseder. - Kaymakam , "Hele bir Sabah olsun. Sabah ola hayrola" der, birlikte odadan çıkarlar. -  - Ertesi sabah, dünkü günün telaşı ve stresi halâ devam etmektedir. Hayri Bey konağa tüm amirlerden ve memurlardan önce gelir. - Servisteki masasına henüz çeki düzen vermişken ve koltuğuna oturmak üzereyken, Bekçi kapıda belirir. -  - - Kaymakam Bey seni istiyor. "Acele gelsin,dedi." der. -  - - Tamam hemen geliyorum. -       Hayri Bey'i bu sabah , Kaymakam güler yüzle karşılar. - Hayri Bey, elindeki işi gücü bırak.Hemen Belediye Başkanı'nı ara. Bahçedeki havuz fıskiyesiyle birlikte iptal edilecek. Başkan Bey'den, bir bahçıvan , küçük bir tepe oluşturulacak şekilde çiçek toprağı ve mevsim çiçekleri iste. Bir de havuzun yerine saksıya benzer betondan tepeciği çevreleyen bir set yapacak bir usta göndersin. Tamam mı? -  - Tamam sayın Kaymakamım. Şimdi arıyorum.  -  - Hayri Bey'in telefon etmesiyle, Belediye Başkanının gönderdiği personel, ekipman ve malzemelerle havuz fıskiyesiyle birlikte yok edilir. Yerine, içinde çiçekleri olan bir çiçeklik inşa edilir. -  - Aradan bir kaç saat geçtikten sonra, Belediye Başkanı, Kaymakam Bey'i telefonla arayıp çiçekliğin bittiğini haber verir. -  -  Kaymakam , teşekkür edip Başkanı bahçede kahve içmeye davet eder. -  - Havuz ve fıskiyesi yağmura karşı yaptıkları maçta mağlûp olmuşlardır. Kaymakam Bey ve Belediye Başkanı köpüklü kahvelerin eşliğinde, yeni dikilen çiçeklere bakarak koyu bir sohbete dalmışlardır. -  - Güzel resimler yapıp karikatürler çizen Mahir ise; çizdiği " Yağmur ve Fıskiye" isimli karikatürünü bir mizah dergisine göndermiş bulunmaktadır.... -  - Mehmet Sadık Medin
Ekleme Tarihi: 15 Temmuz 2026 -Çarşamba

YAĞMUR VE FISKİYE

​İlçeye yeni atanan Kaymakamın ziyaretine gelenlerin sayıları günbegün artıyordu.

​Hoş geldine gelenler, Kaymakam Bey'in meziyetlerini, hobilerini, hoşsohbet bir adam olduğunu kahvelerde, çay ocaklarında ballandıra ballandıra, bire iki katarak anlatıyorlardı.

​Göreve başladığının birinci ayın sonunda hoş geldin ziyaretlerine gelenlerin sayıları iyice azalmıştı.

 Bir mülki amir olarak resmi kurumlara ziyaret etmeyi düşündü. Yazı işleri müdürünü yanına alarak birkaç gün içerisinde bu ziyaretleri gerçekleştirdi. 

Sıra sivil toplum kuruluşlarının ileri gelenleriyle tanışmaya gelmişti. Makamına gelmeleri için birer davetiye gönderdi. 

Davet gününde, hoş geldiniz ziyaretine gelen vardı, gelmeyen / gelemeyenler de vardı.

​Davetliler Belediyeye ait büyükçe bir salonda bir araya geldiler.

​"Kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz" hesabı yaklaşık kırk kişi; Kaymakamın, ilçe ve ilçede yaşayanlar hakkındaki izlenimlerini yarım saat süresince dinlediler. STK başkanları söz alarak sorunlarıyla ilgili bilgilerini sundular.Yazı işleri müdürü devamlı not tuttu. Kaymakam Bey, tüm sorunlarla ilgileneceğini söyledi.

​Esnaf odaları, Esnaf ve  Sanatkârlar kefalet kooperatifi   başkanlarının yarın sabah mesai başlangıcında makama gelmeleri bildirildi.

​Ertesi sabah oda ve kooperatif başkanları, tam kadro Kaymakamlık makamında bir araya geldiler. Tanışma merasiminin ardından başkanların talebleri art arda sıralandı.

Tatlı sert bir görünüm sergileyen Kaymakam Bey ciddi konuların görüşülmesinden sonra bir fıkra anlattı. Daha sonra da kimin nasıl bir hobisi olduğunu sordu.

​Başkanların kimi pul biriktirdiğinden, kimi akvaryumundaki balıklardan, kimi saksılarındaki çiçeklerden, kimi de kümesteki güvercinlerinden bahsetti. Müzik sevenler, resim çizenler, güzel türkü  ve  şarkı söyleyenler, hat ve ebru  sanatı ile uğraşanlar da söze girerek Kaymakam Bey'e kendilerini tanıtmış oldular.

​Sonbaharın son günleriydi. Yazdan kalma bir gün yaşanıyor, ilçenin sakinleri, yılların  verdiği bir alışkanlıkla Hükümet konağının bahçesindeki havuzun etrafındaki banklarda dinleniyorlardı.

Havuzun  fıskiyesi yaklaşan yağmurun esintisine aldırmadan  itfaiyenin yangın hortumu gibi delicesine   fışkırıyordu.

​Hükümet Konağında geçici olarak  bulunananlar , mahkemelere, nüfus ve icra  müdürlüklerine ve  Malmüdürlüğüne gelen vatandaşlar.
Hükümet Konağındaki  resmi işlemlerini bitirdikten sonra bahçedeki banklarda soluklanıyorlardı.

 Merdivenlerin yanı  başındaki çay ocağından söyledikleri çayları, kahveleri veya ayranları, meşrubatları söyleyip içiyorlar kendi aralarında sohbet ediyorlardı.

​Havuzun fıskiyesi durmaksızın fışkırıyor görevini bir an olsun  aksatmıyordu.

​Öğleden sonra hava birden karardı. Kara bulutlar ilçenin üzerine adeta bir kurşun tabakası gibi  çöktü. Bir yağmur bir yağmur ortalığı adeta sel götürdü.

Evlerine dönmekte olan vatandaşlar alelacele  gerisin geri  yukarı çıkıp en üst kattaki sahanlığa doluştular.

Koridorlardaki banklara yerlere balık istifi yerleştiler.

Yağmur devam ede dursun; Ellerinde yedek şemsiyelerle yollara dökülen bazı kişiler, Hükümet Konağına gelip, kimi  babasının,  amcasının, kimi annesinin teyzesinin, kimi de dayısının, halasının , ağabeyinin koluna girip Konağı terk ettiler. Yakınları gelmeyenler de yağmurun dinmesini beklediler.

Bir okul ziyaretinden makam aracıyla dönen Kaymakam Bey'i,  makamın güvenliğini sağlayan bekçi elinde bir şemsiye ile karşıladı.

Umulmadık bir zamanda yağmur gökyüzünden yere bardaktan boşanırcasına yağarken, havuzun fıskiyesinden  yukarı doğru fışkıran su, Kaymakam Bey'in dikkatini çekti. Tuhaf bir  Gülümsemeyle
Bekçiye baktı.

— Bu fıskiye ne zamandır açık?
Bir  Allah'ın kulu gelip musluğu neden  kapatmamış.
Sorumlusu kimse bul, hemen  yanıma getir.

— Başüstüne Kaymakam Bey.

Kaymakam , üstten yağmur yağmasına  alttan havuz suyunun fışkırmasına önce gülmüş  hemen sonrasında sinirlenmişti. Biraz düşününce, oğlu Mahir'in çok güzel resimler yaptığı, arada bir karikatürler  çizdiği aklına geldi.

 Yüzünde muzip bir gülümseme belirdi. Mahir'in akşam evde çizeceği karikatürün konusu  hazırdı. Yukarıdan yağan yağmura inat aşağıdan yukarıya su  fışkırtan bir fıskiye.

Hükümet konağındaki su elektrik  arızalarının  giderilmesi işleri, kalorifer kazanı için  alınacak odun ve  kömürün satın alınıp taşınmasından, Malmüdürlüğü  Memuru  Hayri Bey sorumluydu.

Hayri bey, dış görevden henüz  dönmüş, fazla ıslanmadan Milli Emlak servisine yeni girmişti.

 Kaymakamlığın  Bekçisi Hurşit koşa koşa gelip Kaymakam Beyin  acilen çağırdığını söyledi.

Hayri Bey yağmurluğunu askıya asıp  hızlı adımlarla 
 Makam odasına vardı. Kapıyı tıklattı. "Gel ! " sesini duyduktan sonra içeriye girdi.

Sorumlu, el pençe divan durmuş vaziyette Kaymakam'ın  ne diyeceğini, niçin çağırdığını merak etti.

 
– Hayri Bey, bu yağmurun altında şemsiyeli şemsiyesiz, millet oraya buraya apar topar koşarken, havuzun fıskiyesi niye açık. ?.

– Kaymakam Bey, Mıstıklar  köyünden, arazi ölçümünden az önce geldik. 

Biz arazideyken Nüfus Müdürlüğünün hizmetlisi Hikmet bakıyor havuza da fıskiyeye de.

- Anlaşıldı anlaşıldı Hayri Bey. Bu kadar mâlûmat yeter. Nüfus Müdürü Necati Bey' e  haber ver hemen gelsinler. Sen gidebilirsin.

- - Başüstüne sayın  Kaymakamım.

- Az sonra Necati Bey Kaymakam'ın karşısındadır. Hizmetlinin bugün raporlu olduğunu söyler. Kaymakam Bey, Yağmurlu bir günde fıskiyenin açık kalışını ve bir Allah'ın kulunun ilgilenmemesine içerlediğini  belirtir. 

Necati Bey, duyarlı bir vatandaşın fıskiyenin musluğunu kapattığını, mesainin bitmesine az zaman kaldığını, bitirmek üzere olduğu işinden bahseder.

- Kaymakam , "Hele bir Sabah olsun. Sabah ola hayrola" der, birlikte odadan çıkarlar.

- Ertesi sabah, dünkü günün telaşı ve stresi halâ devam etmektedir. Hayri Bey konağa tüm amirlerden ve memurlardan önce gelir.
- Servisteki masasına henüz çeki düzen vermişken ve koltuğuna oturmak üzereyken, Bekçi kapıda belirir.

- - Kaymakam Bey seni istiyor. "Acele gelsin,dedi." der.

- - Tamam hemen geliyorum.

     Hayri Bey'i bu sabah , Kaymakam güler yüzle karşılar.

- Hayri Bey, elindeki işi gücü bırak.Hemen Belediye Başkanı'nı ara. Bahçedeki havuz fıskiyesiyle birlikte iptal edilecek. Başkan Bey'den, bir bahçıvan , küçük bir tepe oluşturulacak şekilde çiçek toprağı ve mevsim çiçekleri iste. Bir de havuzun yerine saksıya benzer betondan tepeciği çevreleyen bir set yapacak bir usta göndersin. Tamam mı?

- Tamam sayın Kaymakamım. Şimdi arıyorum. 

- Hayri Bey'in telefon etmesiyle, Belediye Başkanının gönderdiği personel, ekipman ve malzemelerle havuz fıskiyesiyle birlikte yok edilir. Yerine, içinde çiçekleri olan bir çiçeklik inşa edilir.

- Aradan bir kaç saat geçtikten sonra, Belediye Başkanı, Kaymakam Bey'i telefonla arayıp çiçekliğin bittiğini haber verir.

-  Kaymakam , teşekkür edip Başkanı bahçede kahve içmeye davet eder.

- Havuz ve fıskiyesi yağmura karşı yaptıkları maçta mağlûp olmuşlardır. Kaymakam Bey ve Belediye Başkanı köpüklü kahvelerin eşliğinde, yeni dikilen çiçeklere bakarak koyu bir sohbete dalmışlardır.

- Güzel resimler yapıp karikatürler çizen Mahir ise; çizdiği " Yağmur ve Fıskiye" isimli karikatürünü bir mizah dergisine göndermiş bulunmaktadır....

- Mehmet Sadık Medin

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve buyuktire.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.