meritking giriş kingroyal giriş

Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sadık Medin
Köşe Yazarı
Sadık Medin
 

KUŞLAR

Hayatımızın herhangi bir döneminde karşılaştığımız uçan hayvanların en tanınmışı, en bilineni kuşlardır diyebiliriz. Romanlara, öykülere, şarkılara,türkülere  ve şiirlere konu olan kuşlar yapıları ve özellikleriyle farklı yaratıklardır.  Evlerin çatı katlarında veya bahçeli evlerin bir köşesinde kümeslerde barındırılan kimilerince uçurulan cins cins güvercinler. Baharın sonuna doğru güneyimizden ülkemize, binlerce kilometrelik  hava yoluyla gelen göçmen kuşlar; leylekler, kırlangıçlar. turnalar. Dağdan ovaya inen derelerin çayların etrafındaki ağaçlardaki meyvelerle karınlarını doyuran yaşamlarını devam ettiren bülbüller, sakalar, karatavuklar, kargalar, baykuşlar, tahtalılar  ve diğerleri. Yerde yaşayan keklikler sülünler... Denizlerde, balık avlamak için suya dalıp çıkan karabataklar, ördekler ve  martılar. Bir zamanlar kırsalda,  şehirlerde,  evlerde beslenen; muhabbet kuşları, bülbüller, sakalar ve kanaryalar. Mevlana kapı civarında yüksek giriş zemin daireli  apartmanın beşinci katında yaşayan garson Mustafa dört yıldır Saka ve kanaryalar beslemektedir. Durdukları caddede, Osmanlı döneminin mimarları oturmuştur  bir zamanlar;  O günlerin  mimarlarından birinin adı verilmiştir "Mimar Kasım Caddesi" ne.  Dört ayrı kafeste kanaryalar vardır.  On iki kafeste de on iki Saka. Sabah işe giderken yemlerini sularını vermeyi ihmal etmiyordur.  Yaklaşık yedi yıldır bu kuşları üretip çoğaltıyor, İsteyenler olursa, ya ücretsiz veriyor ya da makul bir fiyatla satıyordur. Yem paraları için bu alışverişler yeterli bir kaynak oluşturuyordur. Yaşadığı dairede, bir pazar günü  kanaryalardan birini kafesiyle ipiyle aşağıya sarkıtır. Yere düşmemesi için odanın penceresinin pervazına kıstırıp ipin kalan uzun kısmıyla apartmanın dış yüzeyine yanaşık  şekilde sallanır  vaziyette bırakır.  Yoldan geçen tanıdıklar kuşa lâf attıkça kanarya ötmeye başlar. Gelen geçenlere kanarya adeta minik bir müzik ziyafeti verir. Kulakların pası silinir. Mustafa salondaki televizyonda yayınlanan iki süper lig takımının maçını seyretmektedir. Takımlardan biri iki sıfır öndedir. İkinci devre başlayalı henüz on beş-yirmi dakika olmuşken, odadan anne  Hayriye hanımın çığlığı yükselir.  "Yetiş Mustafa yetiş. Kuş kafesi  Nergis yengenin başına düştü." Mustafa elindeki  tv kumandasını birden  koltuğun bir köşesine fırlatır. Merdivenlerden aşağı yıldırım hızıyla iner.  Nergis hanımın üst ve yan komşuları dairesine çoktan doluşmuşlardır. Kimisi ellerine kolonya döküp yelpazelerle  yellemekteler, kimisi de yumrukla ezdiği soğanı alın kısmına  bir bez bantla tutturmakla  meşguldür.  Nergis yengenin dairesine Mustafa endişeyle girer. Ardından annesi Hayriye hanım ahlarla vahlarla kapıdan içeri dalar.  Nergis hanımın başına çarpan kuş kafesi bereket bir yara açmamıştır. Sadece alın kısmında hafif bir şişlik vardır. Mustafa televizyon ekranındaki maçı az önce zevkle seyrederken. Annesi Hayriye Hanım alt katlardan bir ses duyar ses Nergis Hanıma aittir. Art arda " Hayriye abla Hayriye abla bi bakar mısın" diye seslenmektedir. "Ne oldu acaba" diye   merakla ve  aceleyle pencerenin  kolunu  çevirir. Hiç bir yere bağlı olmayan kafesin ipi pencere açılınca  pervazından kurtulur ve ikinci kat hizasındaki kafes, yüksek girişteki Nergis hanımın kafasına düşer.  O sırada beşinci kattaki Hayriye hanımın bir anlık dikkatsizliği ve aceleciliği;  Nergis hanımın da yukarıya bakması sebebiyle, Bu kaza meydana gelir. Hayriye hanım, telaşlı anların oluşturduğu endişe geçince şöyle düşünür. "  Nergis  ne diyecekse diyecek, "Akşam birlikte parka gidelim", ya da bahçe sinemasına çok güzel bir film gelmiş hep beraber gidelim " diyecek. Olan oğlum Mustafa'nın kuşlarına olacak.# Mustafa yengesinden özür diler. Hayriye hanım, "Asıl kabahat bende kardeşim der. Özür dilemeler tekrarlanmakta olsun,Nergis hanım "Bir şey yok, yok bir şey komşular "diyerek ortalığı yatıştırır.  "Komşular bir müddet Nergis hanımın yanında kalırlar. "Geçmiş olsun" derler. İkramlıklar getirmek için evlerine giderler..  Tekrar gelişlerinde herkesin elleri dolu doludur. Çaylar kahveler içilir. Komşu evlerden getirilen,  poğaçalar, börekler ve kurabiyeler yenilir.  Bir kaç saat sonra Nergis hanımın sağlığı iyi olduğu anlaşıldıktan sonra herkes evlerine dağılır. Mustafa kaldırıma düşen kafesin içindeki kanaryanın kanat çırpınışlarına  ve canhıraş ötüşüne  tahammül ettikleri için komşularına teşekkür eder. Salona getirdikleri kanarya ve kafesini kendi dairelerine çıkartır. Kanaryanın  dökülen suyunu ve yemini  tazeler.  Yengesini başı sarılı hâlde gördüğünde, tekrar tekrar ambulans çağıralım hastaneye gidelim demesine rağmen yengesinin itirazları karşısında "pekiiyi kendini iyi hissediyorsan gitmeyelim madem" demek zorunda kalır.  Mustafa o geceyi neredeyse uykusuz geçirir. Sabahın erken saatlerinde bütün kuşları kafeslerinden salıverir. Daha önce kim " Fazla kafesin  var mı" dediyse elindeki boş kuş kafeslerini o gün, isteyenleri arar veya evlerine giderek ücretsiz  dağıtır.  Mustafa'da  kuş sevdası hiç biter mi ? Bir arkadaşının devraldığı bir kıraathanede garson olarak işe başlar. Arkadaşının bir kaç ay sonra evinden getirdiğı kafes içindeki sakanın nağmeleriyle hayatına devam eder. Mehmet Sadık Medin  29 Haziran 2026 Esenköy - Yalova
Ekleme Tarihi: 13 Ekim 2026 -Salı

KUŞLAR

Hayatımızın herhangi bir döneminde karşılaştığımız uçan hayvanların en tanınmışı, en bilineni kuşlardır diyebiliriz.

Romanlara, öykülere, şarkılara,türkülere  ve şiirlere konu olan kuşlar yapıları ve özellikleriyle farklı yaratıklardır.

 Evlerin çatı katlarında veya bahçeli evlerin bir köşesinde kümeslerde barındırılan kimilerince uçurulan cins cins güvercinler.

Baharın sonuna doğru güneyimizden ülkemize, binlerce kilometrelik  hava yoluyla gelen göçmen kuşlar; leylekler, kırlangıçlar. turnalar.

Dağdan ovaya inen derelerin çayların etrafındaki ağaçlardaki meyvelerle karınlarını doyuran yaşamlarını devam ettiren bülbüller, sakalar, karatavuklar, kargalar, baykuşlar, tahtalılar  ve diğerleri.

Yerde yaşayan keklikler sülünler...
Denizlerde, balık avlamak için suya dalıp çıkan karabataklar, ördekler ve  martılar.

Bir zamanlar kırsalda,  şehirlerde,  evlerde beslenen; muhabbet kuşları, bülbüller, sakalar ve kanaryalar.


Mevlana kapı civarında yüksek giriş zemin daireli  apartmanın beşinci katında yaşayan garson Mustafa dört yıldır Saka ve kanaryalar beslemektedir.

Durdukları caddede, Osmanlı döneminin mimarları oturmuştur  bir zamanlar;
 O günlerin  mimarlarından birinin adı verilmiştir "Mimar Kasım Caddesi" ne.

 Dört ayrı kafeste kanaryalar vardır.  On iki kafeste de on iki Saka.

Sabah işe giderken yemlerini sularını vermeyi ihmal etmiyordur.  Yaklaşık yedi yıldır bu kuşları üretip çoğaltıyor, İsteyenler olursa, ya ücretsiz veriyor ya da makul bir fiyatla satıyordur. Yem paraları için bu alışverişler yeterli bir kaynak oluşturuyordur.

Yaşadığı dairede, bir pazar günü  kanaryalardan birini kafesiyle ipiyle aşağıya sarkıtır. Yere düşmemesi için odanın penceresinin pervazına kıstırıp ipin kalan uzun kısmıyla apartmanın dış yüzeyine yanaşık  şekilde sallanır  vaziyette bırakır.


 Yoldan geçen tanıdıklar kuşa lâf attıkça kanarya ötmeye başlar. Gelen geçenlere kanarya adeta minik bir müzik ziyafeti verir. Kulakların pası silinir.

Mustafa salondaki televizyonda yayınlanan iki süper lig takımının maçını seyretmektedir. Takımlardan biri iki sıfır öndedir. İkinci devre başlayalı henüz on beş-yirmi dakika olmuşken, odadan anne  Hayriye hanımın çığlığı yükselir. 

"Yetiş Mustafa yetiş. Kuş kafesi  Nergis yengenin başına düştü." Mustafa elindeki  tv kumandasını birden  koltuğun bir köşesine fırlatır. Merdivenlerden aşağı yıldırım hızıyla iner. 

Nergis hanımın üst ve yan komşuları dairesine çoktan doluşmuşlardır. Kimisi ellerine kolonya döküp yelpazelerle  yellemekteler, kimisi de yumrukla ezdiği soğanı alın kısmına  bir bez bantla tutturmakla  meşguldür.

 Nergis yengenin dairesine Mustafa endişeyle girer. Ardından annesi Hayriye hanım ahlarla vahlarla kapıdan içeri dalar. 

Nergis hanımın başına çarpan kuş kafesi bereket bir yara açmamıştır. Sadece alın kısmında hafif bir şişlik vardır.

Mustafa televizyon ekranındaki maçı az önce zevkle seyrederken. Annesi Hayriye Hanım alt katlardan bir ses duyar ses Nergis Hanıma aittir. Art arda " Hayriye abla Hayriye abla bi bakar mısın" diye seslenmektedir.
"Ne oldu acaba" diye   merakla ve  aceleyle pencerenin  kolunu 
çevirir. Hiç bir yere bağlı olmayan kafesin ipi pencere açılınca  pervazından kurtulur ve ikinci kat hizasındaki kafes, yüksek girişteki Nergis hanımın kafasına düşer. 

O sırada beşinci kattaki Hayriye hanımın bir anlık dikkatsizliği ve aceleciliği;  Nergis hanımın da yukarıya bakması sebebiyle, Bu kaza meydana gelir.

Hayriye hanım, telaşlı anların oluşturduğu endişe geçince şöyle düşünür.
"  Nergis  ne diyecekse diyecek, "Akşam birlikte parka gidelim", ya da bahçe sinemasına çok güzel bir film gelmiş hep beraber gidelim " diyecek. Olan oğlum Mustafa'nın kuşlarına olacak.#

Mustafa yengesinden özür diler. Hayriye hanım, "Asıl kabahat bende kardeşim der. Özür dilemeler tekrarlanmakta olsun,Nergis hanım "Bir şey yok, yok bir şey komşular "diyerek ortalığı yatıştırır.

 "Komşular bir müddet Nergis hanımın yanında kalırlar. "Geçmiş olsun" derler. İkramlıklar getirmek için evlerine giderler.. 

Tekrar gelişlerinde herkesin elleri dolu doludur. Çaylar kahveler içilir. Komşu evlerden getirilen,  poğaçalar, börekler ve kurabiyeler yenilir.

 Bir kaç saat sonra Nergis hanımın sağlığı iyi olduğu anlaşıldıktan sonra herkes evlerine dağılır.

Mustafa kaldırıma düşen kafesin içindeki kanaryanın kanat çırpınışlarına  ve canhıraş ötüşüne  tahammül ettikleri için komşularına teşekkür eder. Salona getirdikleri kanarya ve kafesini kendi dairelerine çıkartır. Kanaryanın  dökülen suyunu ve yemini  tazeler.

 Yengesini başı sarılı hâlde gördüğünde, tekrar tekrar ambulans çağıralım hastaneye gidelim demesine rağmen yengesinin itirazları karşısında "pekiiyi kendini iyi hissediyorsan gitmeyelim madem" demek zorunda kalır.

 Mustafa o geceyi neredeyse uykusuz geçirir. Sabahın erken saatlerinde bütün kuşları kafeslerinden salıverir. Daha önce kim " Fazla kafesin  var mı" dediyse elindeki boş kuş kafeslerini o gün, isteyenleri arar veya evlerine giderek ücretsiz  dağıtır. 

Mustafa'da  kuş sevdası hiç biter mi ?

Bir arkadaşının devraldığı bir kıraathanede garson olarak işe başlar. Arkadaşının bir kaç ay sonra evinden getirdiğı kafes içindeki sakanın nağmeleriyle hayatına devam eder.

Mehmet Sadık Medin 
29 Haziran 2026
Esenköy - Yalova

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve buyuktire.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.