“Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi projesi” ne güzel bir proje, ne tatlı bir söz , böyle bir ülkenin vatandaşı olmak ne büyük mutluluk, bu duyguları bu ortamı istemeyenin aklından zoru var demektir. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin 86 milyon vatandaşı olarak cadı kazanına dönmüş bir dünyada huzurlu ve mutlu bir hayatı hak etmiş insanlarıyız ve kimsenin etnik yapısını, dinsel inancını, yaşayış biçimini tartışma konusu yapmadan huzur içinde, dayanışma ortamını seçmemiz hepimizin ortak çıkarıdır. Aksi kargaşa, kavga ve kangrene dönüşmüş bir düşmanlık yaratır.
Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşıyoruz. Toplumu huzur içinde yaşatacak her türlü imkan mevuttur. Ebedi olarak yaşayacağına inandığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti toplum huzurunu ve o toplumun bireylerine özgürlük alanında gereken her türlü yasal haklarla donatılmıştır. Hoşa gitmeyecek ekonomik, siyasal ve sosyal haklarda farklılıklar elbette vardır. Bunlar yasaların düzenlenmesi ve yönetimin başarılı icraatlarıyla pekala düzeltilebilecek eksikliklerdir.
Buraya kadar kimsenin itirazı olabileceğini sanmıyorum. Peki sıkıntı var mıdır ? Vardır .Peki neden? Etnik farklılıkların kaşınması ve kışkırtılması görünürdeki sıkıntıların başında gelmektedir. TC. bulunduğu coğrafya itibarıyla tarih boyunca insan hareketlerinin en hızlı olduğu ve sayısız medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir ülkedir. Bu nedenle çok çeşitli etnik guruplar vardır.
Kısaca değinmek gerekirse bu ülkede Kürtler, Araplar, Çerkezler, Farslar, Azeriler, Gagavuzlar, Pomaklar, Bulgarlar, Lazlar, Gürcüler, Tatarlar, Boşnaklar, Ermeniler, Karakalpaklar, Arnavutlar, Romanlar, Abhazlar, Osetler, Süryaniler, Rumlar, Museviler, Kaldanlar gibi etnik guruplar vardır.
Dinimizin inancı gereği hepimiz Adem ile Havva’nın çocuklarıysak hepimiz kardeşiz demektir.
Peki bunca etnik çeşitlilik varsa ve hepsi de Türkiye Cumhuriyetinin yasalarıyla yaşamayı tercih ederken Kürtler niçin ayrımcılık yapmaktadırlar. Kaldı ki Türkiye ‘de yaşayan milyonlarca Kürt vatandaşımız Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşı olmaktan mutludur ve huzurludur. Benim 1000 tane dostum varsa bunun %60 tan fazlası Kürt kökenlidir ve aramızda hiçbir sorun olmamaktadır.
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “150-200 civarında terörist PKK lı kaldı, onların da ayakkabı numaralarına kadar her şeyini biliyoruz “ dediği bir geçmişten sonra kendisini milliyetçi bir lider olarak bildiğimiz gaipten nasıl sesler işitti de “ Kurucu önder olarak tanımladığı 50 bin kişinin katlinden sorumlu Öcalan’ı Meclis Kürsüsüne davet etti. Ondan sonra PKK ve Öcalan Severler kuyruğa girdi. İmralı ile kanka olundu. Mecliste kurulan komisyon da şimdilik 17 kez toplandı. Öcalan yeniden baş aktör durumuna getirildi. Barışın en ateşli destekçilerinden biri olurum ama hani terörle müzakere edilmezdi mücadeleden vaz mı geçildi? Kaybeden taraf biz mi , bizi Kürt kardeşlerimizle yalnız bıraksınlar , gölge etmesinler yeter.
Dem Partili Eşbaşkanları şimdiden TC. ne kafa tutmaya başladılar. İyi niyetli barış çabaları bunların diliyle asla sonuca varılamaz.
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır” biz bu bayrağı atalarımızın kanlarıyla yoğurduk, üç beş çapulcuya kurban vermeyiz. Herkes aklını başına alsın, barışseverler de artık uyansın bunların niyetleri barış ve kardeşlik asla değildir. Hedefleri özerklik elde etmektir. Bunu görmemek için ya sağır ya da kör olmak gerekir. Kapalı kapılar ardında böyle bir vaat verilirse Türk Milleti bu yenilgiyi asla kabul etmeyecektir. Herkes aklının bir köşesine yazsın.
TÜRK BAYRAĞI BU MİLLETİN NAMUSUDUR !
Namusumuza el uzatan, bayrağına düşmanlık edenlerin adları izleri de kalmaz !
ŞİMDİ ANLADINIZ MI !
“Suriye’deki gelişmeler barışı zedeliyor” diyen Öcalan’a biçilen rolün ne kadar YANLIŞ olduğunu…
Dertlerinin uzlaşı değil, ÖZERKLİK hesabı olduğunu…
Kirli hesaplarınızı, örtülü pazarlıklarınızı bu millet en başından beri zaten görmüştü.

