Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Şevket Bahçelioğlu
Köşe Yazarı
Şevket Bahçelioğlu
 

Bir Göç Hikayesi

Türk Edebiyatının usta yazarlarından biri olan Necati Cumalı Tütün Zamanı adı altında Zeliş, Yağmurlarla Topraklar, Acı Tütün adlı üç romanını yayınladı. Bu üç romanıyla Cumalı Ege Bölgesinin yaşamını gerçekçi bir bakış açısıyla Türk romanına unutulmaz bir güzellikte bir Ege destanı kazandırmıştır. Necati Cumalı’nın eserleri sadece bu üç romandan ibaret değildir elbette. Viran Dağlar, Makedonya 1900, İki Şair İki Dünya, Aşk Da Gezer gibi pek çok eseri daha vardır. Bu nadide yazarımızla akraba değilsek bile annemin mübadele öncesi ( 1923 ) çocukluk yıllarında aynı topraklarda yaşamış, aynı havayı solumuş iki komşu olması nedeniyle, Cumalı’yı kendime yarım akraba gibi görmekten kendimi alamıyorum. Annem Yunanistan’ın Kuzey Batı köşesinde Arnavutluk ve Makedonya sınırına yakın Selanik’e bağlı Florina’da dünyaya gelmiş , Necati Cumalı da Florina ‘da doğmuş. Yani rahmetli annemle , rahmetli Cumalı belki de mahalle arkadaşları olmuşlardır. Annem ve ailesi 8-9 yaşlarında Lozan Mübadele sözleşmesi çerçevesinde Türkiye’ye göç etmişler. Annem sağlığında çocukluk günlerini ve oynadıkları oyunları, Florina’nın tam ortasından geçen ırmak boylarındaki eğlencelerini anlatır ben de bu güzel anıları annemden bıkmadan usanmadan tekrar tekrar dinlemek isterdim. Dedemi görmek nasip olmadı. Florina Arnavutluk sınırına çok yakın olduğu için dedeme Tire’deki komşular Arnavut Hasan diye anarlarmış. Dedemin adı Hasan , anneannemin ismi Şükriye, annemin adı Emine idi . Annemin sekiz kardeşi olmuş o günlerin sağlık şartları nedeniyle hep küçük yaşlarda vefat etmiş, en uzun yaşayan kardeşi Hürmüz de 8 yaşlarında hayatını kaybetmiş. Annemi ise 90 yaşında kaybettik. Görüldüğü gibi aile fertlerimizin hepsi de Müslüman Türk ismiyle anılmaktadır. Arnavut olmak da elbette suç değildir ama gerçek budur. Annem de atalarının naklettiği bilgilere göre Konya ve çevresinden Balkanlardaki fetihler sonucu buralarda Türk varlığını çoğaltmak niyetiyle Konya Beyşehir civarından göç ettirilmiş ailelerden geldiklerini dile getirirdi. Annem billur gibi bir Türkçe ile konuşurdu. Yukarıda da belirttiğim gibi çocukluğum annemden göç hikayeleri dinlemekle geçti. Sağlığında annemi doğduğu topraklara götürmeyi çok arzu etmiştim. Durumumuz da iyiydi ancak Yunanlılarla aramız hiç de iyi değildi. Bu düşüncemi gerçekleştirmek bu nedenle mümkün olamadı. Bu durum içimde bir yara olarak beni hala rahatsız etmekte. Bir gün Güzelçamlı’ya yazlığımıza giderken yıllardır anamı doğduğu topraklara götürememenin ezikliğiyle bir şaka yapmak istedim. Normal Kuşadası yolundan değil de sahilden, Pamucak yoluna girdim. Epeyce yol gittikten sonra anacığım Florina’ya geldik dedim. 90 yaşına gelmiş olmasına rağmen belleği sapasağlam olan annem “ Evladım Florina o kadar yakın değil ki “ diyerek kendisine şaka yaptığımı anlatmıştı. Çok geçmeden annemi kaybetmiştik. Bir müddet sonra eşimle birlikte Lozan Mübadilleri Vakfının düzenlediği mübadil şehirleri gezisine katılmıştık. Geziyi düzenleyen vakfın genel sekreteri rahmetli Deniz Beye “ Annemin doğum yeri Florina’ya gideceksek biz de geliyoruz “ dedim. Üç otobüsle yola çıktık, Tabii biz de Florina’ya da uğrayacak otobüsteydik. İpsala’dan çıkıp Yunan topraklarında ilerleyerek Dimetoka,Serez, Drama,Kavala, Selanik, Karaferiye, Grebena , Florina gibi kuzey Yunanistan şehirlerini adım adım gezdik. Tabii bizim için en önemli ve heyecan verici şehir Florina idi. Ortasından akan çayın kenarlarında arkadaşlarıyla birlikte oynayan annemi görür gibiydik. Dere boyunda bir çay bahçesine oturduk Annemin evini bulamadık ama kahvenin tam karşımızda metruk bir ev vardı bu evin Necati Cumalı ailesinin evi olduğunu öğrenince gidip bir torbanın içine toprak doldurdum. Kahveden aldığım bir pet şişesine de su doldurdum. Bunları kutsal bir emanet gibi Tire’ye götürdüm. Tire’ye dönüşümüzde ilk işim annemin mezarını ziyaret etmek oldu. Florina toprağını ve suyunu annemin kabrine serperek annemle adeta sohbet edercesine “ Anacığım sağlığında seni Florina’ya götüremedim ama Florina’yı sana getirdim diyebilmenin mutluluğuyla teselli buldum. Göç hikayesi devam edecek, rahmetli Cumalı’nın Tütün Zamanı eseri üzerinden Tire’deki yaşamı, tütün çardaklarında geçen anıları dile getirmeye çalışacağım. Şimdilik sağlıcakla ve hoşça kalın. Yeniden buluşma dileklerimle…
Ekleme Tarihi: 29 Haziran 2026 -Pazartesi

Bir Göç Hikayesi

Türk Edebiyatının usta yazarlarından biri olan Necati Cumalı Tütün Zamanı adı altında Zeliş, Yağmurlarla Topraklar, Acı Tütün adlı üç romanını yayınladı. Bu üç romanıyla Cumalı Ege Bölgesinin yaşamını gerçekçi bir bakış açısıyla Türk romanına unutulmaz bir güzellikte bir Ege destanı kazandırmıştır.
Necati Cumalı’nın eserleri sadece bu üç romandan ibaret değildir elbette. Viran Dağlar, Makedonya 1900, İki Şair İki Dünya, Aşk Da Gezer gibi pek çok eseri daha vardır.
Bu nadide yazarımızla akraba değilsek bile annemin mübadele öncesi ( 1923 ) çocukluk yıllarında aynı topraklarda yaşamış, aynı havayı solumuş iki komşu olması nedeniyle, Cumalı’yı kendime yarım akraba gibi görmekten kendimi alamıyorum.
Annem Yunanistan’ın Kuzey Batı köşesinde Arnavutluk ve Makedonya sınırına yakın Selanik’e bağlı Florina’da dünyaya gelmiş , Necati Cumalı da Florina ‘da doğmuş. Yani rahmetli annemle , rahmetli Cumalı belki de mahalle arkadaşları olmuşlardır.
Annem ve ailesi 8-9 yaşlarında Lozan Mübadele sözleşmesi çerçevesinde Türkiye’ye göç etmişler. Annem sağlığında çocukluk günlerini ve oynadıkları oyunları, Florina’nın tam ortasından geçen ırmak boylarındaki eğlencelerini anlatır ben de bu güzel anıları annemden bıkmadan usanmadan tekrar tekrar dinlemek isterdim.
Dedemi görmek nasip olmadı. Florina Arnavutluk sınırına çok yakın olduğu için dedeme Tire’deki komşular Arnavut Hasan diye anarlarmış. Dedemin adı Hasan , anneannemin ismi Şükriye, annemin adı Emine idi . Annemin sekiz kardeşi olmuş o günlerin sağlık şartları nedeniyle hep küçük yaşlarda vefat etmiş, en uzun yaşayan kardeşi Hürmüz de 8 yaşlarında hayatını kaybetmiş. Annemi ise 90 yaşında kaybettik.
Görüldüğü gibi aile fertlerimizin hepsi de Müslüman Türk ismiyle anılmaktadır. Arnavut olmak da elbette suç değildir ama gerçek budur. Annem de atalarının naklettiği bilgilere göre Konya ve çevresinden Balkanlardaki fetihler sonucu buralarda Türk varlığını çoğaltmak niyetiyle Konya Beyşehir civarından göç ettirilmiş ailelerden geldiklerini dile getirirdi. Annem billur gibi bir Türkçe ile konuşurdu. Yukarıda da belirttiğim gibi çocukluğum annemden göç hikayeleri dinlemekle geçti.
Sağlığında annemi doğduğu topraklara götürmeyi çok arzu etmiştim. Durumumuz da iyiydi ancak Yunanlılarla aramız hiç de iyi değildi. Bu düşüncemi gerçekleştirmek bu nedenle mümkün olamadı. Bu durum içimde bir yara olarak beni hala rahatsız etmekte.
Bir gün Güzelçamlı’ya yazlığımıza giderken yıllardır anamı doğduğu topraklara götürememenin ezikliğiyle bir şaka yapmak istedim. Normal Kuşadası yolundan değil de sahilden, Pamucak yoluna girdim. Epeyce yol gittikten sonra anacığım Florina’ya geldik dedim. 90 yaşına gelmiş olmasına rağmen belleği sapasağlam olan annem “ Evladım Florina o kadar yakın değil ki “ diyerek kendisine şaka yaptığımı anlatmıştı. Çok geçmeden annemi kaybetmiştik.
Bir müddet sonra eşimle birlikte Lozan Mübadilleri Vakfının düzenlediği mübadil şehirleri gezisine katılmıştık. Geziyi düzenleyen vakfın genel sekreteri rahmetli Deniz Beye “ Annemin doğum yeri Florina’ya gideceksek biz de geliyoruz “ dedim. Üç otobüsle yola çıktık, Tabii biz de Florina’ya da uğrayacak otobüsteydik.
İpsala’dan çıkıp Yunan topraklarında ilerleyerek Dimetoka,Serez, Drama,Kavala, Selanik, Karaferiye, Grebena , Florina gibi kuzey Yunanistan şehirlerini adım adım gezdik.
Tabii bizim için en önemli ve heyecan verici şehir Florina idi. Ortasından akan çayın kenarlarında arkadaşlarıyla birlikte oynayan annemi görür gibiydik. Dere boyunda bir çay bahçesine oturduk
Annemin evini bulamadık ama kahvenin tam karşımızda metruk bir ev vardı bu evin Necati Cumalı ailesinin evi olduğunu öğrenince gidip bir torbanın içine toprak doldurdum. Kahveden aldığım bir pet şişesine de su doldurdum. Bunları kutsal bir emanet gibi Tire’ye götürdüm. Tire’ye dönüşümüzde ilk işim annemin mezarını ziyaret etmek oldu. Florina toprağını ve suyunu annemin kabrine serperek annemle adeta sohbet edercesine “ Anacığım sağlığında seni Florina’ya götüremedim ama Florina’yı sana getirdim diyebilmenin mutluluğuyla teselli buldum.
Göç hikayesi devam edecek, rahmetli Cumalı’nın Tütün Zamanı eseri üzerinden Tire’deki yaşamı, tütün çardaklarında geçen anıları dile getirmeye çalışacağım.
Şimdilik sağlıcakla ve hoşça kalın. Yeniden buluşma dileklerimle…
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve buyuktire.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.