Bu yazıyı kaleme almayı düşündüğüm anlar, büyük bir tesadüf bu ya, Doğan Sertdemir kardeşime denk geldim. Çarşıda terzi Fikri Kendirci abinin dükkânında hayli candan bir sohbet oldu. Dünya tatlısı bir kardeşim. Yıllarca Tire’de futbol oynamış ve takımını sırtında taşımış bir isim. Tireli olmak ona futbol sahasında ya da dışında hep sabır aşılamış. Ağzından bal damlayan ifadeleri hiç usanmadan zevkle dinledim. Bardağın dolu tarafını gören insanlardan…
Demo’nun sübye mücadelesini yazmak niyetinde olduğumu ona bildirdiğimde çok mutlu oldu. Hemen devreye girerek "Sübyeyi o yıllarda Tire’nin dışına, özellikle İstanbul’a gönderdiklerine hep şahit olurdum" dedi. Kendisine 1960 ve 1970'li yılların Tire’deki amatör ruhunu sorduğumda çok güzel ifadelerle bizlere anlattı. Sözünü ettiğimiz bu yıllar içinde Tire’mize ait amatör iki adet futbol takımının birbirleri ile kıyasıya ve de tatlı mücadelesini anlattı: Tire Gençlik ve Tire Güme Spor.
Üstelik bu rekabet bir de Ödemiş’e sıçrayınca bizler Ödemiş’e, Ödemişliler de bize gelmeye başladılar. Gelişlerde çiçeklerle karşılanırlarken gidişlerinde hiç de iyi uğurlamazdık. Hele sahada iki kulübün taraftarları birbirlerine girdiklerinde, uygun olmayan manzaralar ortaya çıkardı.
Tire’nin amatör futbol takımları oyuncularını hayal meyal hatırlıyorum. Şimdi tamamı rahmetli olanlardan bir Fikret Avcıoğlu (Tire zabıta memurluğu müdürü), yine rahmetli olan Oğuz Erkul öğretmenin babası ile Ali İhsan Kalmaz Okulu Müdürü Orhan Aksay öğretmenimiz, kuaför Şahap Özen, bir de Tire’nin çarşısından Yılmaz Bilgin, meyhaneci Salomon’un oğlu benim hemen aklıma geliverenlerden. Bunlara ilaveten çok özel birini de dahil ederim: Demo lakabı ile tüm Tire halkının yakından tanıp bildiği abisi Demirali Tireli. Sonraki yıllarda bu amatör kulüplerimizde (Güme Spor ve Tire Gençlik) futbol koşturmaya devam etmişti.
Bu arada hatırlatayım; Tire kökenli pek çok futbolcu yine Tiremizin bu amatör kulüplerinden çıkmış ve ülkemizin birinci lig takımlarında yıllar boyu top koşturup Tiremizi layığı ile temsil ettiler. Bunca değerli futbol insanı içinde bir isme daha özel bir başlık açmalıyım: Kaptan Nuran Yanyalı; bir baba, bir abi, koruyucu melek. Yıllarca çarşımızda babası Hamdi Yanyalı ile beraber tuhafiye dükkânında onları birlikte görüp selam verdim. Sonra da Ünal abimiz ve kardeşleri Asil ve Rasim Gürcan, Çeşmeli Mehmet lakaplı, aslen Tireli olan ve Göztepe Futbol Kulübü'nün altın çağlarını yaşadığı yıllarda en büyük yükü sırtlayan kaptan Mehmet Aydın, yine aynı takımda top koşturan Ali Çağlar, bir zamanlar milli takıma kadar yükselen Beşiktaş takımı kalecisi Zihni Güngören'in oğlu Mustafa Güngören’i sayabilirim.
Aslında konumuz Demo olmasaydı bu konuyu burada kesmeden devam eder giderdim. Bu güzel insanlardan birisi de amatör futbol zamanlarının acar futbolcusu Demo. Tire futboluna damga vurmuş Tirelilerin gözde futbolcusu Demo ya da asıl adı ile Demirali. O hayatı boyunca futboldan hiç kopmadı. Aktif futbolu bıraktı ama futbol camiasını asla bırakmadı. Sahada her türlü hizmeti yaptı. Onu çoğu zamanlarda tribünlerde fıstık, çekirdek satarken de görür, selamınızı ondan esirgemezdiniz. Başargan gazozlarının Tire’de hâkim olduğu yıllarda bu gazozları da satardı. Bu yönü ile o hep gençlik ile iç içe oldu.
Futbolu bıraktı ama futboldan kopmadı, bu kez de sokak onun mekânı idi. Tire onu sokaklarda görmeye devam etti. Bu gençlik sevdası nedendir bilinmez sadece onda var idi. O, Tire’de futbol koşturmuş tüm yerli yabancı futbolcu, antrenör kim olursa olsun onlarla birlikte futbol aşkı ile yoğruldu.
Demo sahada yıllarca alın teri dökerken sonraları aynı zamanda başka bir özelliği ile de anıldı Tire’de. Bir Yahudi içeceği olan sübye adlı kavun çekirdeğinden yapılan bir içeceği sokak içeceği olarak hayata geçirmiştir. Demo'nun sübyeyi doğup büyüdüğü aynı mahallenin Çaprazlı semtinde oturan Kıtırcılardan öğrendiğini duymuştu. Kıtırcı sırtındaki ibrik ile mahalleleri dolaşır, boza ve sübye satarmış. Daha önce de sözünü ettiğim gibi dört duvar arasına sığmayan bir lezzet içeceğini, Demo sokaklara taşımaya devam etmiştir.
Onu sıcak yaz günlerinde üç tekerlekli arabası ile üç litre alabilen şişelerin içinde beyaz, süt beyazı, soğutulmuş bir şekilde bardakla servis yaparken çarşıda görürdünüz. Sübye aslında yapılma aşamalarında çok emek, dikkat ve de sabır isteyen bir ürün. Kavun çekirdeklerini önce kurutmakla başlayan süreç, sonra ahşap havanda uzun süre bu çekirdekler dövülüp süt kıvamına geldiğinde bu kıvamı su ile çözüp posasını ayırmak gerekir. Bu süt haline gelmiş sıvıya gül suyu ilave edilir. Yaz aylarında bu içeceğin tadına doyum olmaz.
Tire önce Demo’yu kaybetti; sonra da ne yazık ki oğlu Zeynel’in vefat etmesi ile Tire’de bu kültür son buldu. Aslında Zeynel kardeşim babasının bu mesleğini sürdürüyordu ama genç yaşta onu da kaybettik. İki insan Tire çarşısında derin izler bıraktılar ve gittiler. Gülen yüzleri ile sübyenin o muhteşem tat ve lezzeti, bir de bağırırken “ü”sünü uzatması ona has bir söyleyiş tarzı olarak kaldı bizlerde yadigâr.
Tire bundan sonra artık sübyesi ile anılmayacak. Farkında mısınız? Bu kent bir bir değerlerini yitiriyor. Yerine yenilerini de koyamıyor. Bir Başargan marka gazozu, bir Osman Efendi revanisini, daha daha neleri kaybettik. Gerisini sizler tamamlayın sevgili kardeşlerim.

